escort kızlar ve koymak için cepler

Bu Kurbağa sefalet coşkuya dönüştü diye merakla olarak
karıştırdık motor kabin içine. Tabii ki, o asla
yıkanmış hayatında bir gömlek edemedim denenmiş ve eğer o, her neyse,
o başlamak için gidiş değildi; ama bir düşündü: `ben eve güvenle alın
için Toad Salonu, ve tekrar para var, ve koymak için cepler, ben
göndereceğiniz motor-sürücü ödemek için yeterli bir miktar oldukça
çamaşır ve aynı şey olacak, ya da daha iyi.’
Bekçi el salladı hoş geldiniz bayrak, motor-sürücü içinde ıslık
neşeli yanıtını ve tren istasyonun eskort istanbul dışına taşındı. Olarak
hızında artış, Toad ve olabilir onu iki tarafında görmek
gerçek alanları ve ağaçlar, çitlerin ve inekleri, atları ve, tüm
uçan geçmiş onu, diye düşündü olarak ve her dakika nasıl getiriyordu
ona yakın Toad Salonu ve sempatik arkadaş ve para için
click cebinde ve yumuşak bir yatak ve iyi şeyler
yemek, ve hayranlık ve övgü onun kaymasından
macera ve onun aşarak akıllılık yapmaya başladı, yukarı atlamak ve
aşağı bağırmak ve kesik kesik ve şarkı şarkı, büyük
şaşkınlık ve motor sürücüsü, kim rastladıklarını
washerwomen önce, uzun aralıklarla, hiç kimse ama hiç gibi
bu.
Onlar örtmüştü kayalardır. mile, Toad ve zaten
ne düşünüyor olurdu akşam yemeği için en kısa sürede o eve,
fark ettiği sırada motor-sürücü, şaşkın bir ifade
yüzünde, üzerine eğilerek oldu tarafı ve motor
dinleme sabit. Sonra o onu gördüm tırmanmaya ve kömürlerin bakışları
dışarı üstünden tren; sonra mersin escort bayan döndü ve dedi ki Toad:
`Bu çok tuhaf; we’re the last train running in this
yön-gece, içti olabilir ama ben başka bir ben duydum
bizi takip!’
Toad durdurdu onun anlamsız antics anda. O mezar oldu
depresif bir sancı ve onun omurganın alt bölümünün,
iletişim bacaklarını kendisi bayan escort mersin yaptı onu ve oturmak isteyebilirsiniz
umutsuzca deneyin düşünmek değil, bütün olanaklara sahip.

ama biz çok özel bir paket değil

Şaşkın ve umutsuzluk dolu, o gezindi aşağı körü körüne
platform tren nerede duruyordu, ve gözyaşları aşağı damlatılmaktadır
onun her tarafı burun. Zor oldu, diye düşündü, olmak
görüş alanı içinde bulunan güvenlik ve neredeyse ev ve baulked tarafından
isteyen birkaç şilin ve perişan tarafından pettifogging
mistrustfulness ücretli yetkilileri. Çok geçmeden onun kaçış olurdu
keşfedilen, avını yukarı olurdu, o yakalamış olurdu, hakarete,
yüklenen zincirleri ile, tekrar geri sürükledi ve cezaevi ekmek-su
ve saman; onun muhafızları ve cezaları iki kat olur; ve
O, ne kız alaycı sözleri yapardık! Ne olacaktı
bitti mi? O değildi swift of foot; onun rakam oldu ne yazık ki
fark edilebiliyor. O değil sıkmak koltuk altında bir satır?
Görmüştü tarafından benimsenen yöntem bu schoolboys, zaman journeymoney
tarafından sağlanan düşünceli anne aktarılmıştı diğer
ve daha iyi biter. Düşündü olarak, karşısında buldu
motoru, hangi ediliyordu yağlanmış sildi, ve genellikle okşadı tarafından
onun sevgi gösteren sürücü, iriyarı bir adam ile yağ tenekesi, bir taraftan yeni
ve bir parça pamuk-atıklar diğer.
`Maşallah, anne! ” demiş motor-sürücü, `bakalım sorun?
Görünmüyorsun özellikle neşeli.’
“Ey efendim!’ dedi Toad, ağlıyor baştan, `ben fakir mutsuz
çamaşırcı, ve ben bütün paramı kaybettim, ve borçlarını ödemesi için bir
bilet ve ev almak zorundayım bu gece nasılsa ve ne olursa olsun ben am
yapayım ben de bilmiyorum. Ey sevgili, Ey sevgili!’
`O kötü bir iş, hatta’ dedi motor-sürücü
düşünceli. `Kayıp–para alamayan–ev var ve bazı
çocuklar, çok, sizi bekliyor, diyebilirim ki?’
`Bir miktar ‘em,’ hıçkırdı Toad. `Onlar aç olacağım ve–
oyun ile eşleşir ve üzücü–lambaları, küçük
masumlar!–ve geçinemeyen ve üzerinde gidiyor genelde. Ey sevgili, Ey
sevgili!’
`Peki, ben ne yapacağım, söyleyeceğim, ” dedi, ” iyi bir motor sürücüsü.
`Sen bir çamaşırcı doğum ticaret, diyor. Çok iyi,
. Ve ben bir motor sürücüsü olarak görüp var
hiç inkar kirli gene de çok çalışmak. Kadar kullanan bir güç gömlek,
bunu yapar, benim kadar bayan adil yorgun yıkama ‘em. Eğer
size birkaç gömlek yıkamak gerekir benim için eve gittiğinde ve gönder ‘em
birlikte vereceğim, benim size bir gezinti motoru. Ayrımcılığa
Şirketin düzenlemeleri, ama biz çok özel bir paket değil, bu
out-of-the-way parçaları.’

Onun korku hatırladım o terk ettiğini escort

O istasyonun adını verdi bildiğini yakın olmak,
köyü hangi Toad Salonu müdürü oldu özelliği ve
mekanik parmaklarını koymak arayışı içinde, gerekli para,
nerede onun waiscoat pocket olması gerekirdi. Ama burada pamuk
elbisesi, kaleminde, mertçe şimdiye kadar onun yanında durdu, ve onun da vardı
basely unutulmuş müdahale etti, onun çabaları ve hayal kırıklığına uğramış. Bir
tür kabus mücadele etti esrarengiz ve garip şey
gibiydi ellerini tutmak için, tüm çevirin kaslı için çabalar
su ve gülmek her zaman ona; iken diğer yolcuları
oluşturan arkasında bir çizgide, sabırsızlık ile bekledi, yapma
önerileri daha fazla veya daha az değer ve yorumlarını, daha fazla veya daha az
darlığı ve nokta. En son–o–bir şekilde asla haklı olarak
nasıl anlaşılır–o patlamada, engelleri hedefi elde geldi
burada tüm yelek cebine ebediyen yer alan
–not found sadece para yok, cebi yok ama onu tutmak için, ve hiçbir
yelek tutmak için cebinizde!
Onun korku hatırladım o terk ettiğini ” ceket ve her iki
yelek arkasından onun dostları, onun ve onlarla cep-kitap,
para, anahtar, izle, kibrit, kalem-kılıf–kılan tüm yaşam
yaşamaya değer, tüm ayıran birçok cebe
hayvan rabbi olan yaratılış, inferior bir cebe veya
no cebe yapımları trip hop ya da hakkında permissively,
donatısız için gerçek bir yarışma.
Onun sefalet yaptı umutsuz bir escort istanbul çaba şey
kapalı, ve, onun dönüşü ile ince şekilde eski bir karışım–
Squire Don ve Kolej-dedi ki, `Bak işte! Bitireceğim
benim sol arkasında çanta. Sadece bana bilet ki, sen, ve
Ben para göndereceğiz yarın? Ben iyi bilinen bu
parçaları.’
Katip ona baktı ve paslı siyah bir an kaput ve
sonra güldü. `Sen diye düşünmek lazım oldukça iyi bilinen
bu parçalar,’ dedi, `eğer escort bayan denedim bu oyunu sık sık.
Burada, pencereden uzak durmak, bayan, lütfen; siz
tıkayan diğer yolcular!’
Yaşlı bir beyefendi olmuştu dürtüsüyle için geri onu bazı
anları burada itme var ve onu, ne kötü, ona hitap
onun gibi iyi bir kadın, escort hangi kızdırdı Toad daha fazla olduğu bir şey daha vardı
meydana toplanmışlardı.

onun dikkatini yakalandı escort ilan

Öyle görünüyordu ki o saat önce geçti son avlu, reddetti
presleme son gelen davetleri guardroom ve dodged
miktarlarda yayılmış son silah warder, dilekçe ile simüle
tutku için sadece bir veda anlamında kullanılmıştır. Ama o en sonunda duydum
wicket-büyük kapısı dış kapı arkasına tıklatın onu hissettim
temiz hava, dış dünya üzerine onun endişeli kaş, ve biliyordu
o özgür!
Baş dönmesi kolay başarı ile onun cesur, yararlanma yürüdü
doğru hızlı şehrin ışıkları, en az bilmeden
ne yapması gerektiğini daha sonra, yalnızca oldukça belirli bir şeyin yok olması, o
kaldırmalısınız olarak kendini mümkün olan en kısa sürede mahalle
nerede lady temsil etmeye zorlandı oldu çok iyi bilinen ve
bu kadar popüler bir karakter.
İsa yolda giderken dikkate alarak, onun dikkatini yakalandı tarafından bazı
kırmızı ve yeşil ışıkları biraz kapalı şekilde, bir kasabanın,
ve sesi şişirme ve motorların snorting
beceriyor of shunted kamyon düştü kulağını. `Hah, hah!’ diye düşündü,
`bu bir şanstır! Bir tren istasyonu istediğim şey
tüm dünyanın en çok bu an; ve dahası ben
needn’t geçmesi kasaba ve bunu elde etmek için destek var anlatamam
bu aşağılayıcı bir karakter tarafından repartees olmakla birlikte iyice
etkili değil yrd biri duygusu kendine saygı.’
İstasyona doğru yol alıyordu buna göre, istişare,bir takvim
ve bir tren bulundu, bağlı veya daha az
yön için evinden oldu başlaması sebebiyle yarım-bir saat. `Daha fazla
şanslar!’ dedi Toad, onun maneviyatını, hızla artmakta ve gitti
booking-office bilet satın almak onun.

Saatleri esnekti ve meslektaşlarına escort

bir şey dedim kendi kendime. Ne de olsa hayatımı böyle kazanıyordum. Duygularımı
karıştı rmama tutumumu sürdürmem gerekiyordu; hem eskort kariyerinin iyi gitmesinden kim
memnun olmazdı ki ?
Derken, Bosna’daki toplu mezar işi geldi. Cesetlerin çıkarılması ve mümkünse kurbanların
kimliklerinin saptanmasıyla yükümlü uluslararası bir ekibin üyesi olarak Bosna’ya gittim. Bir
ay süren meşakkatli bir süreçti; üç gününü grip yüzünden yüksek ateşle yatakta geçirdim. Üç
kilodan fazla kaybetmiş ve böyle endüstriyel ölçekte bir gaddarlığa olan yeteneğimizden
dersimi almış bir şekilde geri döndüm. Eve döndüğüm için hiç o kadar memnun olmamıştım.
İlk başta Kara’nm sessizliğini uyum sağlamama fırsat vermek olarak yorumladım. Döndüğüm
günün gecesinde, Alice’e yatmadan önce bir öykü okumuş, yemekten sonra da Kara ile
birlikte oturmuş şarabımızı içiyorduk ki, bundan daha fazlası olduğunu fark ettim.
“Pekala, sorunun ne olduğunu bana söyleyecek misin?” diye sordum.
Dakikalardır boşl uğa gözlerini dikmiş bakıyordu. Böyle içine kapanmazdı hiç, hele de
birbirimizi haftalardı r görmemişken. “Hı? Ah, affedersin, dalıp gitmişim.”
“Farkındayım. Sorun ne?”
“Yok bir şey. Gerçekten, biraz kafam meşgul.” Konuyu dağıtmak istercesine gülümsedi.
“Haydi gel, sofrayı toplayalım.”
“Kara…”
Elindeki tabakları iç çekerek masaya bıraktı . “Hiçbir şey yapmayacağına bana söz ver.”
“Niye, ne oldu ki?”
“Birkaç gece önce Terry Connors uğradı .”
Onu Dartmoor’dan beri ne görmüş ne de konuşmuştum. “Terry mi? Niçin?”
“Londra’da olduğunu ve uğrayıp seni görmeyi düşündüğünü söyledi, ama… Ama senin evde
olmadığını bil di ği izlenimini edindim.”
İçimden buz gibi bir şey aktı ğı nı hissettim. “Devam et.” “Onun o şekilde uğramasında… ne
bileyim, yakışıksız bir şey vardı , içki içtiğini kokusundan anlayabiliyordum, fakat senin evde
olduğundan emin olmak için niye önce aramamıştı ki? Ona kahve yaptım, ama benim …
rahatsı z hissetmeme neden oldu.”
“Rahatsı z mı , nasıl yani?”
Kara’nm yüzü kızardı . “Açıkça söylemem mi gerekiyor?” Masanın kenarını sımsıkı tutmakta
olduğumu fark ettim. Kendimi gevşemeye zorladım. “Ne yaptı?”
“Hiçbir şey yapmadı. Sadece davranış şekli yüzünden. Ona gitmesi gerektiğini söyledim…
Şey, istediğimin bu olduğundan emin olup olmadığımı sordu. Dedi ki… dedi ki, sen evde
yokken ne haltlar yediğini bilmiyormuşum.” Kara şarap kadehini eline aldı, içmeden tekrar
yerine koydu. “Sonra Alice uyandı ve yukarıdan escort beylikdüzü seslenerek senin dönüp dönmediğini sordu.
Gerçekten rahatlamıştım. Bu Terry’yi kendine getirdi galiba ve gitti.”
Hiç yerimden kıpırdamadığım halde, sanki aniden ayağa kalkmışım gibi gözlerimin önünde
yıldızlar uçuşuyordu. “Niçin bana anlatmadın?”
“Doğu Avrupa’da dizlerine kadar bir mezarın içindeydin. Ne faydası olacaktı? Üstelik hiçbir
şey de olmadı.”
“Tanrım! Öylece buraya geldi ve…”
“David, sakin ol.”
“Sakin mi olayım?” Sandalyemi geriye ittim, artı k hareket etmeden daha fazla duramıyordum.
“Benim hakkımda söylediği… Doğru değil.”
Kara ayağa kalktı ve yanıma geldi. Yüzüme dokundu. “Biliyorum. Terry herkesi kendisi gibi
sanıyor, o kadar.”
“Ne demek istiyorsun?”
“Nasıl biri olduğunu biliyorsundur. İlişkileri?”
“İlişkileri mi?” diye tekrarladım aptal aptal.
Bana muzipçe gülümsedi. “Sen ciddi misin? Fark etmedin mi? Niçin Deborah o kadar uzun
süre onunla kaldı , hiç bilmiyorum. Ondan sadakat beklemekten yıllar önce vazgeçtiğini
söylemişti; şimdi artı k sadece tedbirli olmasını istiyormuş. Terry’nin Londra dışına tayin
edilmesinin nedeninin bu olduğu izlenimini edindim. Beraber çalıştığı biriyle ilişkisi vardı ve
işler karıştı.”
Bu benim için yeni bir haberdi. Ama dördümüz son dışarı çıktığımızda niçin atmosferin o
kadar gergin olduğunu açıklıyordu. Benim bile gözümden kaçmamıştı.
“Niçin daha önce bir şey söylemedin?” diye sordum, kollarımı Kara’ya dolayarak.
“Çünkü bizi ilgilendirmezdi, ayrıca işleri münasebetsiz bir hale getirmek istemedim. Ne de
olsa sen onunla birlikte çalışıyordun.”
Artık çalışmıyorum. Kara geriye kaykılıp yüzüme baktı . “Aptalca bir şey yapmayacağına bana
söz ver.”
“Ne gibi?”
“Herhangi bir şey. Boşver gitsin. Olur mu? Terry zaman harcamaya değmez.” Ellerini sırtıma
kaydırdı . “Hem ayrıca geri döndüğün ilk geceyi Terry Connors hakkında konuşarak geçirmek
istemiyorum artı k.”
Ben de istemiyordum. Biz de öyle geçirmedik.
Fakat olayı tamamen de aklımdan çıkaramıyordum. Terry karımı baştan çıkarma niyetiyle
evime gitmişti. Bu yeterince kötü değilmiş gibi, bir de karımı benim onu aldattı ğı ma
inandırmaya çalışmıştı. Bunu düşünmek bile beni eskişehir escort öfkeden serseme çeviriyordu, ama birkaç
gün bir şey yapmama ve sakinleşmek için kendime fırsat tanıma kararı al dım.
Ancak ertesi gün öğleden sonraya kadar dayanabildim.
Balkanlar’a yolculuğumdan sonra işime ufak ufak dönmeye başlamıştım ve o gün de zaten
erken paydos etmek için ayarlamalarımı yapmıştım. Planım Alice’i okuldan almaktı , ama
Terry’ye olan kı zgınlığım gece boyunca iyice azmıştı. Birkaç saat boyunca kafamdan
atamayınca hastanedeki Kara’yı aradım.
“Çok özür dilerim ama Alice’i sen alabilir misin?”
“Sanırım. Niye, bir şey mi oldu?”
Onu aradığım için şimdiden pişman olmuştum bile. Kara’mn işi yarı zamanlıydı , üstelik
çalışma saatleri esnekti ve meslektaşlarına yardım etmek için sık sı k nöbet değişimi yaptı ğı
oluyordu. Ama söz konusu olan kızımızdı , üstelik bir iş seyahatinden yeni dönmüştüm. Terry
Connors gibi biriyle yüzleşeceğim diye hücuma geçmek yerine, asıl önemli olan şeye
odaklanmam gerekirdi.
“Bak ne diyeceğim, önemli değil. Unut gitsin.”
“Hayır, sorun yok. Zaten sadece bir personel toplantısı için kaldım, yani mazeretim olursa
memnun olurum.” Fakat sonra, “Niçin, ne oldu?” derken, sesi ihtiyatlıydı .
“Yok bir şey. Boşver, programı hiç…”
‘Değiştirmeyelim’ diyecektim, ama hattı n öbür ucunda geriden
izmir escort bayan bir kargaşa sesi peydah oldu.

Kapıyı çarparak kapattı

Ve Jerome Monk’un kayıp kurbanlarının arandığı o sonuçsuz girişim iyiden iyiye geçmişte
kalmıştı.
Monk’un başarısız kaçma teşebbüsü üzerine daha fazla yaygara kopmasını beklemiştim, ama
Sirnms hikâyeyi basından uzak tutmayı başarmıştı. Operasyon olaydan sonra devam etti, fakat
enerjisini yitirmişti bir kere. Toprağın elektriksel özdi-renci ve manyetik alanı kullanılarak,
gömülü bir insan cesedi saptanabilir umuduyla Simms jeofizik donanımları olan teknisyenler
getirtti. Ama bunlar çaresizlikten başvurulan yöntemlerdi, engebeli turba bozkırı için
tasarlanmamışlardı ve herkes de bunu biliyordu. Birkaç günün ardından arama çalışması
sessizce sona erdirildi.
Lindsey ve Zoe Bennett her nereye gömülülerse, orada kalacaklardı.
Oradan ayrıldığıma üzgün değildim, iyi bir deneyim olmamıştı ve ailemi özlemiştim.
Pişmanlık duyduğum tek şey, Sophie’ye hoşçakal deme şansı bulamamış olmamdı . O benden
önce gitmişti, olanlar hakkında hâlâ kendine kızıyordu. Üstesinden gelmesini umuyordum. Bu
gibi olayların peşinizi bı rakmama alışkanlıkları var dı , hele ki Soruşturma Amiri de suçlayacak
birini arıyorsa. Ama Simms’in kafasında başka bir günah keçisi vardı.
Ayrılmadan önce Terry ile sadece bir kez konuştum. Oradaki son sabahımdı , Trencherman’s
Arms’ın önündeki arabama çantalarımı yüklüyordum. Bagaj kapağını kapattı ğım sırada,
Terry’nin cart sarı Mitsubishi’si arabamın yanma park etti.
“Gidiyor musun?” dedi, arabadan inerken.
“Yol uzun. İyi görünmüyorsun. Her şey yolunda mı?”
Yorgun gibiydi. Alnındaki sıyr ıklı şişlik kabuk bağlamaya başlamıştı, o yüzden öncekinden
daha kötü görünüyordu. Terry zaten kı zarmış olan gözlerine avuçlarının tabanlarıyla bastı rdı .
“Şahane.”
“Simms’le işler nasıl gitti?”
“Simms?” Sanki bir an neden bahsettiğimi anlamamış gibi, şaşıp kaldı önce. “Beni salık
vermeyeceği kesin.”
“Seni mi suçluyor?”
“Elbette. Fı rçayı kendisinin yiyeceğini sanmıyorsun, değil mi?”
“Ama amir o. Onun sorumluluğundaydı.”
“Üstündeki baskı biraz olsun azalacaksa beni ortada bı rakmaktan çekinmez. Hem buralarda
Metropolitan’dan gelen yeni çocuğun fiyakasının biraz bozulduğunu görmeye can atan kimse
yok mu sanıyorsun?”
Haklıydı . Acaba Roper’m Simms’e rapor verdiğine kulak misafiri olduğumdan söz etsem mi
diye geçti aklımdan. Fakat benimkisi sadece bir şüpheydi, ayrıca Terry’nin başında yeterince
dert vardı zaten.
“Yapabileceğim bir şey var mı?”
Keyifsizce güldü. “Zamanı geri çevirebiliyorsan evet.” Terry’yi daha önce hiç böyle
görmemiştim. “O kadar kötü mü?”
Boşvermiş gibi yapmak için inandırı cı olmayan bir gayret sarf etti. “Yo. Pek fazla uyumadım
da, ondandır. Sophie buralarda mı?”
“Dün gece gitti.”
“Dün gece mi? Yahu benim niye haberim olmadı?” “Gittiğini ben de görmedim. Buralarda
oyalanmak istediğini sanmıyorum. Olanlar hakkında kendini çok kötü hissediyordu.”
“Bilmez miyim, bu konuda yalnız değil.”
“Onun hatası değildi. Onun konumunda ben de olsam herhalde aynı şeyi yapardım. ”
Terry bana baktı . Bakışı arkadaşça değildi. Birdenbire onu neredeyse hiç tanımıyor muşum
gibi geldi. “Nasıl oldu da aniden onu savunur oldun?”
“Ben sadece diyorum ki…”
“Ne dediğini biliyorum. Bütün operasyon suya düştü ve kellesi tehlikede olan benim, ama sen
Sophie lanet Keller’ı gözetmekle daha fazla ilgilisin. Ama zaten ikinizin bayağı bir ahbap
olduğunuzu fark etmiştim.”
“Bu da ne demek oluyor?”
“Şu demek…” Cümlesini tamamlamadı . “Boşver. Bak, benim gitmem gerek. Kara’ya selam
söyle.”
Arabasına geri döndü, kapıyı çarparak kapattı ve öyle bir gaza bastı ki, bacaklarıma çakıl
taşlan sıçradı . Öfke ve şaşkınlık arasında, orada bir süre öylece durdum.
Fakat bu olayı öyle uzun süre dert etmedim. Kendi hayatımda, Terry meselesiyle fazla
oyalanamayacak kadar çok şey oluyordu; Dartmoor’da yaşananları kısa zamanda geride
bıraktım. Sanki ne zaman arkamı dönsem Alice biraz daha büyümüş oluyordu, Kara ile ben
ona bir kardeş verme konusunu konuşmaya başladı k. Meslek yaşamımda her zamankinden
daha meşguldüm. Arama çalışması başarılı olmamış olabilirdi, ama operasyondaki rolüm
işimle ilgili özgeçmişime zarar vermemişti. Kendimi daha başka polis kuvvetlerince talep
edilen biri olarak buldum ve telefon çalıp da bir başka sakatlanmış veya çürümekte olan ceset
haberi verildiğinde her seferinde içimdeki hevesli beklentiye hayret ettim. Eh, bu anlaşılabilir

İşlerin neden yanlış escort

Dobbs onun kayıtsızlığından cesaretlenerek devam etti. “Ayrıca, mazur görülebilir kuvvet
kullanımı konusuna gelince… Müvekkilimi kontrol altına eskort alma şekliniz tamamen aşırıydı,
polis gaddarlığının tipik bir örneğiydi.”
Roper ona dönüp fare dişlerini göstererek vahşice sırı ttı . “Eğer çeneni kapatmazsan, o evrak
çantanı kıçına sokacağım.” Ondan sonra avukat hiç konuşmadı.
Monk’un etrafındaki polis memurlarının hepsi az önceki dövüşün izlerini taşıyordu.
Bataklığın çamuruna bulanmış haldeydiler ve bir tanesi yoktu ki, bir yarası kanamasın veya
yarasıyla ilgilenmesin. Terry’nin de alnında yumurta kadar, üstü sıyrı k bir yumru vardı , ama
kötü yaralanmış değildi. Az önce yaşananlar onu canlandırmış, adrenalin yüzünden biraz
manik bir hale bürünmüştü.
“İyi işti amirim,” dedi Roper, sı rtına bir şaplak atarak. “Başınız nasıl?”
Terry dikkatli bir şekilde şişliğe dokundu. “Yaşayacağım.” Sophie’ye sırı ttı . “Yakışıklılığımı
bozmadı, değil mi?”
“Ne olsa ilerleme sayılır,” dedi Sophie soğukkanlılıkla.
Wainwright uzun adımlarla, çimenler ve fundalar içinde sımsı kı bağlanmış halde yatan
Monk’un yanma gitti. Mahkûmun göğsü inip kalkıyor, ağzı gaziantep escort bayan yüzü kandan parlıyordu.
Debelenmeyi bırakmıştı, yalnız ara sıra kelepçeyi sınamak için sertçe çekiştiriyordu. Kelepçe
sertleştirilmiş çeliktendi ve bacaklarına dolanan kayış da yakın zamanda kopmayacaktı , ama
yine de onu hapishaneye geri götürmesi gereken kişinin ben olmadığıma memnundum.
Yumruklarını beline dayayan Wainwright yerdeki mahkûma baktı . “Tanrım, toplumun bunun
gibi hayvanları hayatta tutarak boşuna para harcadığını düşünüyorum da!”
Monk hareketsizleşti. Kafasını çevirip tepesinde dikilen arkeologa bakarken kan dişlerini
boyuyordu. Gözlerinde ne korku ne öfke, sadece değerlendiren sakin bir bakış vardı .
“Ah, Tanrı aşkına, onu rahat bı rak,” dedi Sophie. “Hiç kimseyi etkilemiyorsun.”
“Sen de öyle,” diye karşılık verdi Wainwright. “Ayrıca oradaki gösterinden sonra seni tekrar
işe almaya istekli başka bir polis kuvveti bulursan şanslısın.”
“Bu kadarı yeter,” dedi Terry yanımıza gelerek. Az önceki neşesine kaynaklık eden enerji
tükenmiş görünüyordu. “Burada işimiz bitti. Helikopteri bekleyeceğiz, ama diğerleriniz
isterseniz geri dönebilirsiniz.”
“Ya mezarlar ne olacak?” diye sordu Sophie. Hizaya gelmiş görünüyordu, Wainwright’ın
attı ğı t aş yerini bulmuştu.
Terry, başı gevşekçe sarkan Alman çoban köpeğinin bursa escort cansız bedeni kucağında bize doğru
gelen eğiticiyi seyrettikten sonra, “Ne olacak sence?” dedi ve dönüp gitti.
Sophie ile ben tekrar patikaya yöneldik. Sophie sessizdi, fakat gözlerindeki yaşları öfkeyle
sildiğini görene kadar bir şey demedim.
“Wainwright’a aldırma. Senin hatan değildi.”
“Ya. tabii.”
“Gerçekten mezar da olabilirdi. Bir bakmak zorundaydık.” Konuşurken zihnimin kenarına bir
şey ilişir gibi oldu, ama netleştiremedim. Önemli görünmedi, boşverdim ve Sophie’ye
odaklandım.
Keyifsizce gülümsedi. “Eminim Simms de olayı bu şekilde görecek. Tanrım, kendimi tam bir
aptal durumuna düşürdüm, değil mi? Monk’un hatı rlamasına yardım etmeyi önerirken, neler
olduğunu bildiğimden çok emindim. Oysa o bizimle oynuyordu. Bize mezarların yerini
göstereceğini söyledi, çünkü böylece kaçmaya teşebbüs edebilecekti.”
“Bunu bilemezdin.”
Dinlemiyordu. “Ben bir türlü anlayamıyorum. Burada ne kadar uzağa gideceğini düşündü ki?
Nereye gidebileceğini düşünüyordu?”
“Bilmiyorum.” İşlerin neden yanlış gittiğinin analizini yapamayacak kadar şevkim kırı lmıştı.
“Belki düşündüğü bir şey yoktu. Olayın akışına göre bir şeyler uyduruyordu sadece.” “Buna
inanmıyorum.” Sophie sıkıntılı görünüyordu. Yüzünden bir tutam saçı çekti. “Bir neden
olmadan hiç kimse bir şey yapmaz.”
Bahar geldi geçti. Yaz sonbahara döndü, sonra kışa. Noel yaklaşıyordu. Alice’in bir doğum
günü daha geçmiş, bale derslerine başlamış ve suçiçeğine yakalanmıştı. Kara terfi etmiş,
maaşında küçük bir artış olmuştu. Bunu kutlamak için, parayı yeni bir arabanın, bir Volvo
estate’in ön ödemesi olarak kullandık. Hoş bir arabaydı ve karımla kızım için güvenliydi. Bir
toplu mezar üzerinde çalışmak için Balkanlar’a uçtum bodrum escort ve dondurucu koşullarda gribe
yakalandım. Hayat devam ediyordu.

Verdiğim mendillerle burnuna

Uygun ânı beklemişti, herkesin dikkatinin dağınık olduğu zamanı . Başka bir polis memuru
üzerine atladığında mahkûm biraz bile duraklamadı , adama bir anda hücum ettiği gibi yana
devirdi, polis boğa çarpmışa döndü.
Böylece Monk’un önünde açık bozkı rdan başka bir şey kalmadı.
Terry fırlayıp koşmaya başlarken, “Arkasından gidin!” diye bağırdı.
Vahşi kuvveti ve yarattığı şaşkınlık Monk’un birkaç metre avantaj sağlamasına neden olsa da
asla yeterli olmayacaktı . Peşinden koşan ağır botlar yeri döverken havada küfürler çınlıyordu.
Derken Monk yana kaçıp yön değiştirince onu yakalamak üzere olan adamlar birdenbire
kendilerini çimenle kaplı bir batak alana girmiş buldular. Saniyeler içinde yumuşak çamur
ayaklarını içine çekip hareketlerini yavaşlattı ğı ndan, bata çı ka yürüyüşleri de durdu.
Monk neredeyse hiç yavaşlamamıştı bile. Kelepçelerinin çıkarılmasına yol açan hantallıktan
şimdi eser kalmamıştı. Batak alanlardan ayırt edilmesi imkânsız gibi görünen katı zeminleri
bularak hiç duraksamadan koşuyordu. Niçin Wainwright’ı seyretmek yerine arkasına, bozkı ra
baktığını şimdi anlıyordum.
Rotasını pl anl ıyordu.
Terry batak çamurun etrafından dolanmaya çalışırken, “Köpeği kullan! Lanet köpeği kullan!”
diye bağırdı.
Eğiticinin teşvike ihtiyacı yoktu. Alman çoban köpeğini salar salmaz hayvan Monk’a doğru
şimşek hızıyla hareket etti.
Ya şansı ya da daha hafif olması, çamurda ilerlemesine yardım ediyordu ve saniyeler
içerisinde aralarındaki mesafeyi kapattı . Monk’un beyaz yüzünün arkaya çevrilip köpeğe
baktığını gördüm, yavaşlayıp üzerindeki paltodan sıyrılırken avantajını daha da kaybetti. Ne
halt ediyor bu?
Bir an sonra anladım. Köpek arayı kapatı rken Monk hızla arkasını döndü, paltosuna sardı ğı
önkolunu uzattı . Hayvan üzerine atlarken onun ağırlı ğı yla Monk bir adım geriledi, köpek
kalın dolguya dişlerini geçirdi. Monk gücünü toplayıp köpeğin ensesine ansızın diğer elini attı
ve onu havaya kaldırdı . Köpekten tiz bir viyaklama geldi ve birdenbire kesildi, Monk köpeğin
gevşek bedenini bir tarafa fırlattı ve koşmaya devam etti.
Herkesin afallamasından kaynaklanan sessizlik, eğiticinin köpeğin hareketsiz bedenine doğru
fırlayıp koşarken attı ğı haykırışla bozuldu.
“Yüce Tanrım!” dedi Roper bir solukta. Alelacele elini telsizine atı p, “Helikopteri havalandır!
Lanet sorular sorma, çabuk!” dedi.
Monk sanki parkta koşuyormuş gibi rahatça, son sürat gidiyor, tabanları engebeli bozkırı
dövüyordu. Polis memurlarının çoğu hâlâ bataklık kısımdan çıkmakla boğuşuyordu, ama
Terry en kötü kısmı baypas etmeyi başarmıştı. Ayrıca köpekle uğraşması da Monk’a
mesafenin kapanmasına malolmuştu. Yaralılara yardım etmek için gittiğim çukurluğun
tepesinden Terry’nin ona yetişmek üzere olduğunu görünce nefesimin hızlandığını hissettim.
Sophie’nin elleri ağzına gitmişti. “Kendini öldürtecek!”
Haklıydı . Terry çoğu erkekle baş edebilirdi, fakat Monk’un az önce bir polis köpeğinin
boynunu kı rdığını gör müştük.
Ama Terry de görmüştü. Ragbi oyunundaki durdurma hamlesi gibi mahkûmun bacaklarına
atıldı , dizlerinin tam altından yakaladı. Monk şiddetli bir darbe yemişcesine yere düştü,
Terry’nin kollan hâlâ bacaklarına dolanmışken şiddetle toprağa çarptı . Bu düşüş soluğunu
kesmiş gibi bile görünmedi. Gövdesini döndürdü ve bacaklarına yapışmış adama ulaşmaya
çalışarak yumruklarını çılgınca savurmaya başladı . Terry kafasını omuzlan arasına gömüp
sarılmaya devam etti. Derken yumruklardan biri isabet ettiğinde silkinince kolları gevşedi.
Monk tekmeleyip kendini kurtardı ve debelenerek dizleri üstüne kalktı , ama bu fazla uzun
sürmedi. Üstü başı çamur içinde bir polis ona tüm kuvvetiyle bindirince, yere serilmiş haldeki
Terry’nin yanma yuvarlandı . Bir başka polis de fırlayı p yardıma gitti ve derken üniformalar
eşekansına üşüşen karıncalar gibi Monk’un etrafını sardı .
“Haydi gelin piçler/”
Monk sağa sola saldırır, üzerine gelenlere vurup dururken, coplar kalkıp iniyordu. Fakat karşı
tarafın sayıca bariz üstünlüğü onu yere devirdi. Tekrar ayağa kalkıp hücum edecek olduysa
da, aşağıdan bacaklarına gelen yere paralel bir cop darbesiyle yüzükoyun düştü, kalkmaya
çabalarken polisler kollarını arkasına büktü. Kendini kurtaramadan elleri kelepçelenmiş ve
olay sona ermişti.
Polisler onu yere mıhlar ve ayak bileklerine kelepçe takarken yaralı bir hayvan gibi uludu.
Sonra polisler onu yerde debelenir halde, öfke ve çaresizlik içinde bı rakıp doğruldular.
Bazıları Terry’ye bakmaya gitmişti. Terry elleri ve dizleri üzerinde duruyordu, sersemliği
geçmemişti. Biz seyrederken o kendisine yardım etme girişimlerinden silkelenerek kurtuldu
ve kendi kendine ayağa kalktı . Ne dediğini işitemeyecek kadar uzaktaydık, fakat bir espri
yapmış olmalıydı ki, etrafındaki adamlar nahoş ve hafif histerik bir kahkaha patlattılar.
Sophie üzerime doğru kendini bıraktı . “Ah, Tanrım. ”
Gayriihtiyari kollarımı gövdesine doladım. Monk’un kaçarken yere devirdiği iki gardiyan ve
polis de ayağa kalkmıştı. Daha yaşlı olan gardiyanın kırılan burnundan akan kan yüzüne
bulaşmıştı, ama yürüyebiliyordu. Beti benzi atmıştı ve titriyordu; kafasını geriye yatırı p,
kendisine verdiğim mendillerle burnuna tampon yaptı . İki gardiyandan Monk’a daha insanca
davrananı oydu. Ama bunun ona faydası olmamıştı.
Monk’un avukatı dikkat çekecek ölçüde sessizdi, ama hızlı hızlı Terry ve diğer memurların
yanma gittiğimiz sırada kendini konuşmaya mecbur hissediyor gibiydi.
Evrak çantasını kolunun altına sıkıştırmış halde Roper’a ayak uydurmaya çalışırken, “Bu
olayın polis kuvvetinin müvekkilime dikkat etme görevinde başarısız olduğunu gösterdiğinin
farkındasındı r,” dedi nefes nefese. “Kaçmasına hiç izin verilmemesi gerekiyordu. Bütün bu
uygulamanın idaresi konusunda resmî bir

Gazeteyi alıp bir göz attım escort

garip ve beklenmedik şekillerde ölüm gelirdi. Topluluk, o kadar mükemmel örgütlenmiş ve yöntemleri o kadar sistemliydi ki onlara karşı koymayı başarabilen pek olmamıştır. Birleşik Devletler hükümetinin ve Güneydeki soyluların çabalarına rağmen, örgüt eskort birkaç yıl daha gelişmeye devam etti. Nihayet 1869 yılında, bu hareket hızla çökertildi. Fakat o tarihten bu yana, çeşitli yerlerde tek tük eylemlere hâlâ rastlanmaktadır.”
“Senin de gördüğün gibi,” dedi Holmes, elindeki kitabı bırakarak, “örgütün ani dağılışıyla, Openshaw’un Amerika’dan ayrılışı aynı tarihlere rastlıyor. O ve ailesinin peşindeki şeyin ne olduğunu görüyorsun. Anlayacağın üzere, bu kayıtlar ve günlük, Güneydeki örgüt elemanlarını ortaya çıkaracak nitelikte olabilir. Belki birçokları gece rahat uyuyamıyordur.”
“O zaman, gördüğümüz o sayfa…”
“Aynı düşündüğümüz gibi. Yanlış hatırlamıyorsam şöyle yazıyordu: ‘çekirdekler A, B ve C’ye gönderildi’ – yani örgütün uyarıları gönderilmiş. Sonra da A ve B’nin temizlendiğine veya ülkeyi terk ettiğine ve son olarak da C’nin ziyaret edildiğine dair bazı bilgiler narlıdere escort verilmişti. Bu durumda Doktor, sanırım olaya ışık tutabileceğiz. Bu arada genç Openshaw’un tek şansı, dediklerimi yapması. Bu gece söylenecek veya yapılacak başka bir şey kalmadı. Şimdi kemanımı uzatırsan, dışarıdaki kötü havayı ve ondan da kötü adamları, şöyle bir yarım saatliğine unutmaya çalışabiliriz.”
Ertesi sabah hava açıktı ve güneş, bu büyük şehrin üstündeki örtünün arkasından sönük gönderiyordu. Aşağıya indiğimde, Sherlock Holmes kahvaltıya oturmuştu bile.
“Seni beklemediğim için affet,” dedi, “ama bugün Openshaw vakasıyla çok meşgul olacağım.”
“Neler yapacaksın?” diye sordum.
“Her şey yapacağım ilk soruşturmanın sonuçlarına bağlı. Sonuçta Horsham’e bile gitmek zorunda kalabilirim.”
“İlk olarak oraya gitmeyecek misin?”
“Hayır, önce şehre uğrayacağım. Sen zili çal; hizmetçi kahveni getirir.”
Beklerken, açılmamış gazeteyi alıp bir göz attım. Kanımı donduran bir başlıkla karşılaştım.
“Holmes,” diye bağırdım, “çok geç kalmışsın.”
“Ah!” dedi, elindeki fincanı bırakarak, “ben de bundan korkuyordum. Nasıl yapılmış?” Sakince konuşuyordu, ama sarsılmış olduğunu görebiliyordum.
“Bakar bakmaz gözüme Openshaw ismi çarptı ve sonra da ‘Waterloo Köprüsü Yakınlarında Hazin Olay’ başlığı. Haber şöyle:
“Dün gece saat dokuz, on arasında, Waterloo Köprüsü mavişehir escort yakınlarında devriye gezen ‘H Bölgesi’ polis müfettişi Cook, bir imdat çağrısı ve sonrasında da birinin suya düştüğünü duydu. Gecenin karanlık vefırtınıalıolmasından dolayı, oradan geçmekte olanların çabalarına rağmen kurtarma başarılı olamadı. Alarm verilmiş

Ku Klux Klan diye

“İlki Pondicherry’den, ikincisi Dundee’den, üçüncüsü de Londra’dan geliyordu.”
“Londra’nın doğusundan. Bundan ne çıkarıyorsun?”
“Hepsi de liman şehri. Gönderen bir gemide olmalı.”
“Mükemmel. Artık bir ipucumuz var. Gönderenin şahıs bir gemide olmasının ihtimali gerçekten de yüksek. Şimdi başka bir noktaya eğilelim. Pondicherry’den gelen tehdit mektubuyla tehdidin yerine getirilmesi arasında yedi hafta, Dundee’de ise yalnızca üç, dört gün var. Bu sana bir şeyler çağrıştırıyor mu?”
“Kat edilen mesafe daha uzun.”
“Ama unutma ki mektup da aynı şekilde daha uzun bir mesafeden geliyor.”
“O halde önemli noktayı kaçırmış olmalıyım.”
“En azından, söz konusu geminin bir yelkenli olduğunu ileri sürebiliriz. Uyarılarını hep yola çıkmadan önce gönderiyorlarmış gibi görünüyor. Dundee’den sonra işin ne kadar çabuk olduğunu gördün. Pondicherry’den bir buharlıyla gelmiş olsalardı mektupla hemen hemen aynı zamanda gelirlerdi, oysa tam tamına yedi hafta geçmiş. Sanırım bu yedi hafta, mektubu getiren posta gemisiyle, göndereni getiren gemi arasındaki farkı açıklıyor.”
“Olabilir.”
“Olma ihtimali çok yüksek. Şimdi bu meselenin ivediliğini ve neden genç Openshaw’a bir an önce hareket etmesini söylediğimi anlıyor musun? Mektubu gönderenler, aradaki mesafeyi kat eder etmez harekete geçiyorlar. Ve bu seferki Londra’dan geldiği için gecikmeyi göze alamayız.”
“Aman Tanrım!” diye bağırdım. “Bu acımasız takibin sebebi ne olabilir ki?”
“Openshaw’daki kâğıtlar, gemideki kişi ya da kişiler için hayati bir öneme sahip olmalı. Aslında birden fazla kişi olması gerektiği açık. Bir adam, tek başına, jüriyi yanıltacak kadar iyi iki cinayet işleyemez. Birkaç kişi olmalı ve bu insanlar, kağıtlar Kimin elinde olursa olsun, onları ele geçirmeye kesinlikle kararlılar. Bu şekilde bakarsan, ‘K.K.K.’nin bir insanın değil, bir topluluğun işareti olduğunu anlarsın.”
“Peki, ama ne topluluğu?”
“Daha önce hiç Ku Klux Klan diye bir şey duymadın mı?” dedi Sherlock Holmes, kısık bir sesle, öne eğilerek.
“Hiç duymadım.”
Holmes, dizindeki cildin sayfalarını çevirdi. “İşte burada,” dedi:
“Ku Klux Klan. Bir tüfeğin doldurulurken çıkardığı seslerden türetilme bir isim. Bu korkunç, gizli örgüt, İç Savaştan sonra Güney eyaletlerindeki eski Konfederasyon askerleri tarafından kurulmuş ve kısa zamanda, Tennessee, Louisiana, Carolina, Georgia ve Florida gibi, ülkenin çeşitli yerlerinde yerel kollara ayrılmıştır. Temelde, zenci seçmenleri yıldırmak ve kendi görüşlerine karşı olanları öldürmek veya ülkeden sürmek şeklinde politik amaçları vardı. Genellikle eyleme geçmeden önce, garip ama iyi bilinen bazı şeyler göndererek kurbanı uyarıyorlardı. Bu bir meşe dalı, karpuz tohumu veya portakal çekirdeği olabiliyordu. Bunlar eline geçtikten sonra, kurban ya açık bir şekilde istenileni